
-O-
Oduncunun gözü omcada : Bütün insanlar kendi işlerine yarayan
şeylerle çok yakından ilgilenirler.
Oğlan dayıya, kız halaya çeker : Oğlan çocuğu genlerin tesiri
ile dayıya, kız ise halaya çeker, onun hareket ve tavırlarını
alır. (Halk arasında yapılan bir yorumdur)
Oğlanınki oğul bağı, kızınki bahçe gülü : Kişinin torunu oğlundan
olursa oğul balı diyerek ,kız evlattan olursa bahçe gülü diyerek
sevinir.
Olacakla öleceğe çare yoktur : İnsanların yaşam boyu karşılaşacakları
ne varsa doğarken belli olur ama kişi bunu bilmez. Başımıza gelen
ve elimizde olmayan sebeplerle oluşan olaylara çok üzülmemek gerekir.
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz : Hayatta hiç ummadığımız olaylar,
en şaşırtıcı biçimde karşımıza çıkabilir.
Orman olur da domuz olmaz mı? : İyi bir ortamda çıkarcılar bulunabilir,
bulunması doğaldır.
Osmanlı'nın ekmeği dizindedir : İşlerimizin başarılı olması için
kendimize ayırdığımız zaman çok olmamalıdır. İşlerimize ne kadar
ağırlık verirsek o kadar başarılı oluruz.
Osurukla boya boyanmaz : Gerekli bilgi ve görgü olmadan bir işi
tam olarak görüp bitirmek imkansızdır.
Otu çek köküne bak : Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi
olmak istenirse o kimsenin soyunu sopunu çok iyi incelemek gerekir.
-Ö-
Ödünç; güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider : Ödünç verilirken
veren de alan da güler yüzlüdür, mutludur. Ödünç alınan geri verilirken
ise durum değişiktir. Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa
tarafların arası çok çabuk bozulur.
Öfke baldan tatlıdır : İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır,
rahatlar.
Öfkeyle kalkan zararla oturur : Aniden öfkelenerek sergilenen
davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden tasarlanamaz.
Öküze boynuzu yük değil : Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları
yaşamının bir parçası olarak kabul eder.
Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser : Bir koruyanı, kollayanı olmayan
kimseler her işlerini kendileri yapmak zorundadır.
Ölenle birlikte ölünmez : Ölüm kaçınılmazdır. Ölen bir kimsenin
ardından yas tutmak ta onu geri getirmeyecektir. Bu durumu bilerek
ona göre davranmak gereklidir.
Ölüm var, dirim var : İnsanlar malını ve zamanını, varlığını düşünerek
kullanmalıdır, geleceğini düşünmelidir.
Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider : Bir
ailede büyükler nasıl bir yaşam içindelerse çocuklar da benzer
bir hayat sürdürürler.
Öpülecek el ısırılmaz : Hürmet gösterilmesi gereken kişilere saygısızlık
etmek hatadır.
-P-
Padişah yasağı üç gün sürer : Padişahlık idaresi, bir kişinin
sözünün geçtiği bir yöntemdir, keyfidir. Bugün çıkarılan yasaklar,
yarın bir neden ile ortadan kaldırılırlar. Bunun içindir ki emirlerinin
devamlı olacağını düşünmemek lazımdır.
Palamut çok biterse kış erken olur : Uzun yılların tecrübesine
dayanılarak elde edilen sonuçlara göre meşe ağaçlarında palamudun
çok olması kışın erken geleceğini gösterir.
Papaz her gün pilav yemez : Her işi daima bir kişiye yaptırmak
doğru değildir. O kişi çok defalar ses çıkarmadan bu sıkıntıya
katlandıysa da günün birinde yapamayacak duruma gelir ve yapmaz.
Bunun için insanları usandırmayacak bir yöntem izlemekte yarar
vardır.
Para dediğin el kiri : İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdırlar.
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez : Para bütün toplumlarda
dikkati çeken bir araçtır. İman ise tanrı ile kul arasında olduğu
için başkalarının bilmesine gerek yoktur. Söylenilmesi de acayiplik
yaratır.
Pazar ilk pazardır : Pazara götürüp satmak istediğimiz mala verilen
ilk fiyat en iyi fiyattır.
Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir : Bir işin nasıl sonuçlanacağı,
işin bugünkü durumundan belli olur.
Pilav yiyen, kaşığı belinde gerek : Bir işe girişmek isteyen kimseler
o iş için gerekenleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın : Kişi, bir olayın sonuçlanması
için elinden gelen gayreti göstermelidir.
-R-
Rağbet güzel ile zenginedir : Güzel ve zengin olan kimseler her
zaman ilgi görürler. El üstünde tutulurlar.
Rahat ararsan mezarda : Yaşayan her kişinin az veya çok kendine
göre bir derdi, sıkıntısı mutlak bulunur.
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü, bayramda kara olur : Hayatta
her zaman doğru olmalı, doğru davranılmalıdır. Yalan söylemek,
belki bir zaman için etrafımızdaki kandırmamıza neden olur. Ama
gelişen olaylar, söylenen yalanı bir gün mutlak surette açığa
çıkartır.
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde : Rençberin büyük emek harcayarak
kazandığını, tüccar küçük bir ticaret oyunu ile kazanır.
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar : Doğru yoldan ayrılan
ve şerefini rüşvet için feda eden kişiden her kötülüğü beklemek
gerekmektedir.
Rüzgar eken fırtına biçer : Etrafında bulunanlara her zaman kötülük
yapan kimseler sonunda mutlaka büyük kötülüklerle karşılaşırlar
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz : Meydana gelmiş hiçbir olay sebepsiz
değildir.
Rüzgara karşı tüküren, kendi yüzüne tükürür : Kendi gücünün üstünde
bir güç ile uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı
çıkarlar.
Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu : Rüzgarda kuytu
bir yer bulmak rahatlıktır.
-S-
Sabah ola, hayır ola : Sabahlar güçlü başlangıçlardır. Verimlili
için günün bu saatlerini değerlendirmek gereklidir.
Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır : Bir konuda sıkıntılı günlere
katlanmak zordur. Ama dayanıldığı takdirde sonuçları güzeldir.
Sabreden derviş, muradına ermiş : Sabırlı olan kişiler, isteklerine
kavuşurlar. Sabır ile mücadele edildiğinde başarı mutlaka bizim
olacaktır.
Sabrın sonu selamettir : Karşılaştığı bütün zorluklardan hemen
yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen kimselerin işleri sonunda başarıya
ulaşırlar.
Saç sefadan tırnak cefadan uzar : Keyifli insanların saçları,
sıkıntıda olanların tırnakları uzar. (yaygın bir halk görüşü)
Saçım ak mı kara mı? Önüne düşünce görürsün : Konunun nasıl olduğunu
sormaya gerek yoktur. Çok geçmeden bitecektir anlamında kullanılır.
Sade pirinç zerde olmaz, bal da gerek kazana; ata malı tez tükenir,
evlat gerek kazana : İnsanlara babasından mal kalır. Ama bu, kişinin
o malı iyi kullanacağını göstermez. Hazır yemeye başlanırsa tez
zamanda tükenir, biter. Kişi kendine, kendi emeğine güvenmelidir.
Sana taşla vurana sen aşla vur : Kötülük yapan kimselere iyilik
yapmak insanlık kuralıdır.
Sanat altın bileziktir : Sanat bir kimsenin bir işi en iyi bir
biçimde her yerde ve şartta yapmasıdır.
-Ş-
Şahin ile deve avlanmaz : Her işi yapmanın bir yöntemi vardır.
Şahin küçük et yer, deve büyük ot yer : İnsanlar fiziki görünüşlerine
göre değil, yaradılış özelliklerine göre davranırlar. Görünüşü
küçük olan kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.
Şakanın sonu kakadır : Devamlı şaka yapmak hatalıdır. Önce güzel
ve eğlenceli gelirse de bir zaman sonra dayanma gücü azalır ve
küçük kırgınlıklar ortaya çıkar.
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar : Her iş, bir düşünce
ile, bir plan ile yapılmalıdır. Ne yaptığını iyi bilmeyen kimseler,
giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar.
Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin : Kötü
olan işlerin üzerinde çalışmalı, o işi iyiye çevirmelidir. İyi
olan işleri hemen sonuçlandırmak gereklidir.
Şeriatın kestiği parmak acımaz : Kanunlar herkese eşit olarak
uygulanmalıdır. Böyle olursa, kanunda yazılan cezaya kimse itiraz
edemez, boyun eğer.
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır : Hilekar, sorumsuz kimselerle
ortak olanlar, yapılan işin zararını yüklenirler.
Şimşek çakmadan gök gürlemez : Söylenen, konuşulan her olay daha
önceki başka bir olaydan kaynaklıdır.
Şöhret felakettir : Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde
getirir.
-T-
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar : İnsanlar, ileride başarılı
olmasını istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar.
Tabancanın dolusu bir kişiyi, boşu kırk kişiyi korkutur : Tabancayı,
sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin başına
dert açar. Ama tabanca; taşıyan kişinin belinde iken çok kimse
bu durumdan ürker.
Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar : Düşündüğünü uygulaması
nasip olmayacak kişinin karşısına, hatıra hayale gelmeyen engeller
çıkar.
Tandır başında bağ dikmek kolaydır : Hayal kurmakla sorunlar çözümlenemez.
Esas problem, düşleri uygulama alanına sokmaktır.
Tarla çayırda, bağ bayırda : Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat
edilmelidir.
Taş düştüğü yerde ağırdır : İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi
bilinir.
Tatarın kılavuza ihtiyacı yok : Yapacağı işi çok iyi bilen kimselere
başkalarının yardım etmesi gerekmez.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır : Kişi bulunduğu yerde yeni kimselerle
tanışırsa rahatlar.