|
|
 |
Destekleyenler |
 |
|
|
|

Sevgili
Gençler,
Hazırladığınız sayfayı inceledim. Kutlarım, güzel bir
sayfa hazırlamışsınız. Daha da geliştireceğinize ve zenginleştireceğinize
inanıyorum.
Sayfanızın adresine, Kurumumuzun Türkçe Gönüllüleri sayfasında
yer vereceğiz.
Başarılı çalışmalarınızın devamını diler, dilimiz Türkçe
için yaptığınız çalışmalar dolayısıyla sizi bir kere daha
kutlarım.
Sağlıcakla kalın.
Şükrü
Halûk Akalın
TDK Başkanı
|
Prof.
Dr. Abdurrahman GÜZEL |
|
Bir
topluluğun “millet” olabilmesi için o topluluğu meydana
getiren fertler arasında dil, din, ırk, tarih, vatan,
gelenek, görenek, sanat birliğinin bulunması gerekir.
Millet olmanın en önemli unsuru ise, dildir. Aynı dili
konuşan insanlar, millet denilen sosyal varlığın temelini
teşkil ederler. Dil, duygu ve düşünceyi, insandan insana
aktaran bir vasıta olduğu için, insan topluluklarını bir
yığın olmaktan kurtarır ve onları “millet” hâline getirir.
Millî birlik ve beraberlik ancak toplumun fertlerini birbirine
bağlayan dille sağlanabilir.
Bu gerçekler Atatürk’te şu sözlerle ifadesini bulmuştur:
|
“Türk
milletindeyim diyen insan her şeyden evvel Türkçe konuşmalıdır.
Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, Türk milletine
bağlılığını ifade ederse buna inanmak doğru olmaz.”
“Türk
milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hakim
ve esas kalacaktır.” derken Atatürk Türk dilinin dünya dilleri
arasındaki önemini, Türkçe konuşmayanın Türklüğe bağlı olamayacağını
ifade ediyordu.
Bu
duygularla “Türkçe Sevdalıları”nın anlamlı girişimini; Türk
diline hizmet açısından faydalı buluyor, kendilerini tebrik
ediyor ve başarılar diliyorum.
Başkent Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türkçe Eğitimi Bölüm
Başkanı |
|
|
|
Sevgili
Gençler,
Çalışmayanın
çalışandan, bilmeyenin bilenden, azmanlaşmanın uzmanlaşmadan
üstün tutulduğu bir ortamda size başarılar diliyorum. |
Yrd.
Doç. Fahri TEMİZYÜREK |
|
|
Türkçe
sevdalısı, genç arkadaşlarımızın, azimkâr öğrencilerimizin,
ses bayrağımız Türkçemizin hakir görüldüğü bir zaman ve
ortamda, kendilerine böylesi kutlu bir yolu şiar edinmeleri
gerçekten takdire şayan bir davranıştır.
Türkçenin
doğru ve etkili kullanılmasını gaye edinmiş bu gençlerin
örütbağ ortamında sürdürecekleri bu anlamlı girişimde destekçileri
olduğumuzu beyan etmekten kıvanç duyuyorum.
Gazi Eğitim Fakültesi
Türkçe Eğitimi Bölüm Başkan Yardımcısı
Yrd. Doç. Fahri TEMİZYÜREK |
|
|
|
|
SES
BAYRAĞIMIZ
Türkçeye
gönül verenlerin harekete geçme zamanı geldi de geçiyor
bile. Bu yüzden, öğrencilerimizin başlattığı Türkçeye
sahip çıkma hareketini yürekten destekliyorum. "Türkçe
Sevdalıları" sitesinin Türkçemizi korumaya ve geliştirmeye
büyük katkılarının olacağı inancıyla emeği geçen herkese
teşekkürlerimi sunuyor, bütün Türkçe sevdalılarının bu
güzel çalışmaya katılmalarını bekliyorum.
Ses bayrağımız olan Türkçeyi
hep
birlikte koruyalım ve onu asla yere düşürmeyelim!
|
Yrd.
Doç. Dr. Erol BARIN
Gazi Eğitim Fakültesi
Türkçe Eğitimi Bölüm Başkan Yardımcısı
|
| |
|
 |
Kendimizle
barışık olamadığımız, başkalarının bizden üstün olduğu düşüncesinin
ezikliğinden kurtulamayıp dilimize, dinimize, kültürümüze
sahip çıkamadığımız, hele hele yozlaşmasına "bananecilikle"
yaklaşarak tarihimizi, onurlu geçmişimizi unutup onursuz
yarınlara meyl ettiğimiz sürece boyunduruk boynumuzun borcudur.
Herkesi aslına davet ediyor,
silkinip şöyle bir bakalım çevremize diyorum. Bakalım da
görelim ne oyunlar tezgâhlanıyor: Vatan, millet adına. İlgisizlik
arşa yükselirken entel geçinen özenti uşakları bilinçsizce
açılan tezgâhta, dilimi katledip gönüllü tezgâhtarlık yapıyor
üç kuruşluk çıkar uğruna. Dil elden gitmiş kime ne? |
Ama
bu ulusun, sevdalarını diline gömen, dilini onurunun aynası
bilen TÜRKÇE SEVDALILARI gibi gençleri de var. Onlar ki
bu işe gönül vermiş, gönülleri hoş olsun. Onlar ki bu
işe sevdalanmış, sevdaları gür olsun.
Sizleri kutluyor her an
yanınızda olduğumu bilmenizi istiyorum sevgili "Türk
dili gönül dostlarım", “Türkçe Sevdalılarım”
Tahsin
MELAN
|
|
|
|
Türkçe
bir sevda olmalı insanın yüreğinde. Bu sevda uğruna her
türlü fedakarlık yapılmalı. Dil bizim kimliğimiz, kişiliğimiz,
var olma gerekçemiz. Onu kaybetmek demek, kimliğin kaybolması
demektir.
Dili
kullanan insan. İnsan, önce bir aileye mensup. Aile içinde
anadilimiz, millet içinde ise milli dilimiz oluşur.
Anayasamıza
göre; "Türkiye Cumhuriyeti’nin Resmi Dil Türkçe'dir."
Sömürge olmayan veya sömürge olmayı kabul etmeyen her ülkenin
eğitimi resmi dilden olur; resmi dil çoğunluğun dilidir.
Eğitim her seviyede Türkçe yapılmalıdır. Böylece; anlatılan
konular daha iyi öğrenilir, eğitimin seviyesi yükseli, ezbercilikten
kurtuluruz, bilim gelişir, üretken ve iyi
yetişmiş insanlar ortaya çıkar, ülke gelişir ve kalkınır.
Ana okul, ilköğretim, lise, üniversite aşamalarında yabancı
dille eğitim yapılmamalıdır. Bu hem anayasal zorunluluktur
hem de Türkiye'nin şerefi, bağımsızlığı, bekası, bilimsel-kültürel-ekonomik
kalkınması için ayrıca bir
zorunluluktur.
Bundan
iki sene önce kurulan ve kendi adlarına bir de bülten çıkaran
“Türkçe’yi Sevenler Topluluğu”, bugün Türkçe Sevdalıları
olarak elektronik ortamda karşımıza çıkıyorlar. Bu çalışmalarını
yürekten destekliyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyorum.
Dr.
Gıyasettin Aytaş |
|
|
|
|
Gayretlerinizde,
sevdanın yürekleri ısıtan sıcaklığını, gönüllere fısıldadığı
ümidi, kalplere verdiği heyecanı hissetmemek; ayakları,
kanatan taşlı, dikenli yollarını görmemek mümkün değil.
Bugün, insanımız üzerinde etkili olan hemen hemen bütün
kurum, kuruluş ve şahıslarca itilip kakılan, kolu kanadı
kırılan Türkçenin sahipsiz olmadığını göstermek, sizden
beklenen bir davranıştı; size çok yakıştı. Hareketinizin,
halka halka büyüyerek Türkçeye elli yıl ömür biçenlere
güzel bir cevap olacağı inancındayım.
Davanız kutlu, yardımcınız
Allah olsun.
Dr.
Asiye DUMAN
|
|
Doç.
Dr. Ayşe Yücel ÇETİN |
|
Dil,
düşünce ve duyguları kişiden kişiye ve kişilere aktaran
sıradan bir vasıta değildir. İnsanlar arasındaki birliği
sağlayarak topluluklara "millet" olma özelliğini
kazandırır. Böylece milletlerin kimliğinin ifadesi olur.
Kişinin de hangi millete ait olduğunu belirler. Bu bakımdan
da dil millet olmanın temel unsurudur.
Kültür
unsurlarının nesilden nesile aktarımını sağlayarak "millî
şuur"u uyandıran dili kelime yığınları ve gramer kurallarından
ibaret sayarak sıradanlaştırmak çok yanlıştır.
Mustafa
Kemal;
"Türk milletinin dili
Türkçe'dir. Türk dili, dünyada en güzel, en zengin ve en
kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini
çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Türk dili, Türk
milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği
nihayetsiz felaketler içinde, ahlâkını, anenelerini, hatıratlarını,
menfaatlerini, kısacası bugün kendi milliyetini yapan her
şeyinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili,
Türk milletinin kalbidir." sözleriyle dilin kişi ve
millet için önemini ifade eder.
Dilin
ve dilin kullanımının böylesine önemli olduğu bilinirken
"Türk dili"ne yeterince önem verilip doğru kullanılması
teşvik ediliyor mu? Yalnızca aydınların değil, okumuş yazmış
her insanın sık sık bu soruyu kendine sorması gerekiyor.
Dilin zenginliği, yükseltilmesi insanların dolayısıyla da
milletlerin ilerlemiş ve zenginleşmiş olmasıyla ilgilidir.
Doğru kullanılan ana dil, resmî dil, eğitim dili ve kültür
dili Türkçenin gücünün her dönem anlaşılması dileğiyle "Türkçe
Sevdalıları"na sonsuz teşekkürler.
Doç.
Dr. Ayşe Yücel ÇETİN |
|
|
Marmara
Üniv. Atatürk Eğitim Fak.,Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim
Görevlisi
KÜLTÜR
VE GENÇLİK
Kültür kelimesi, dilimizde geniş anlamda kullanılan bir
kelimedir. Dilimize Latince’deki “cultura” seklinden girmiştir.
Bu kelimenin sözlükte değişik anlamları vardır. Mesela,
“toprağı ekip biçme ve değerlendirme” anlamına gelir.
Tip, Biyoloji ve Botanik’te “üreme, çoğaltma” anlamına
gelir. Eğitimde, tecrübeye dayalı kültür düzeyini ifade
eder. Bu yüzden de “kültürlü kimse, kültürlü çevre; din
kültürü, dil kültürü, tarih kültürü” gibi değişik alanlarda
kullanılma imkânını bulur.
Kültürün tanımını kültür tarihçileri söyle ifade ediyorlar:
“Kültür, bir insan topluluğunun tarih sahnesinde silinmeden
devam eden ortak yasayışlarındaki maddî ve manevî değerlerini,
ortak davranış tarzı hâline getirme sanatıdır.” 1
Bu değerlendirmedeki sıralamaya baktığımız zaman şunu
anlıyoruz. Demek ki kültür devamlılık isteyen bir yapıya
sahiptir. Bu hâliyle bir milletin tarihindeki süreklilik,
o milletin tarih sahnesinde meydana getirdikleri ortak
değerleri devam ettirme fırsatını yakalamalarına bağlı
kalmış oluyor. Bu ortak değerleri maddî ve manevî değerler
olarak ele alırsak, bunlardan maddî değerler olarak bir
milletin tarih sahnesinde kullandıkları giyim kuşamdan
başlayıp, yiyip içtikleri kap kacaklara kadar varabilen
maddî değerler olarak ele alınabilir. Bu anlamda da kültürümüzdeki
örf ve âdetlerin dışında kalan folklorumuz, el sanatlarımız,
müzik, resim, yazı, minyatür vs. hep kültürümüzü tamamlayan
malzemelerdir.
İşte maddî ve manevî değerler olarak ele alabileceğimiz
bu değerleri taşımak, yaşatmak ve devam ettirmek görevi
gençlere düşmektedir. Atatürk’ün de belirttiği gibi, “Türkiye
Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözündeki gerçek de
bunu ortaya koymaktadır. Nitekim Atatürk’ün 1931’de kurduğu
ilk kurum, bugünkü Türk Tarih Kurumu’dur. Arkasından 1932
yılında kurduğu Türk Dili Kurumu’dur. Bundan da anlıyoruz
ki, Atatürk’ün bu iki kurumu kurmaktaki maksadı, Türk
dilinin ve tarihinin zenginliklerini ortaya çıkarmak istemesi,
Türk kültürüne vermiş olduğu önemi ortaya koyuyor. Bizler
de bu değerleri inceleyip kültürümüzün zenginliklerini
tanımalıyız. Bu milletin gençleri olarak, millî kültürümüzü
eğitimimizle beraber yürütebilmeliyiz. Binlerce yıllık
millî tarihimize baktığımız zaman, yayıldığımız coğrafî
alanlar içerisinde maddî ve manevî alanlarda pek çok eserler
meydana getirdiğimiz ortadadır. Öyle olmasaydı, bugünkü
Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş olamazdı. O ruh olmasaydı
son devirdeki Kurtuluş Savaşı kazanılmış olamazdı. Bizler
de gençlik olarak devam eden bu kültürümüzü yaşatmalıyız
ve onunla beslenmeliyiz. Yoksa kendi kültürümüzü küçük
görürsek, onu anlayamazsak, başka kültürlerin tesiri altına
girmiş; başkalaşmış olur ve bunalıma düşmüş oluruz. Kendi
millî kültürüne önem vermeyen ülkelerin gençliklerinde,
başka ülkelerin kültür emperyalizmleri yerini alır. Bir
Fransız, İngiliz, Amerikan, Rus ve diğerlerinin kültür
emperyalizminden kurtulmak için millî kültürümüze sarılmaktan
başka çaremiz yoktur.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Ne mutlu Türkçeyle yaşayanlara!
Ne mutlu Türkçe konuşanlara!
Dr. Atâ ÇATIKKAŞ
|
|
|
İnanmıyorum.
Sizlerden hala kalmış olmasının sevinç ve bu sayede bitmemiş
olmanın getirdiği umudu yaşıyorum. İyi ki varsınız. Biz,
on senedir bu savaşı yazılı olarak veriyoruz. Konuyla ilgili
yazılarınızı yayınlamak bizim için ayrı bir zevk olacak
inanın. Desteklerinizi bekliyoruz.
Teşekkürler, sevgi ve saygılar. Esen kalın.
Telepati
Aylık Telekom Dergisi Genel Yayın Yönetmeni: Merih IŞIN |
| |
|
|
Dünya
üzerinde Türkçemizin yıldızının tekrar parladığı şu günlerde,
sizin gibi dilimizin önemini anlamış gençlere bayrağı devredecek
olmak büyük bir gurur.
Çalışmalarınızı büyük bir takdirle karşılıyorum.İnsanların
Televole vb. programlarla vakitlerini boşa harcadıkları
şu zamanda sizin ve arkadaşlarınızın faydalı bir işle uğraşmanız
bizi umutlandırıyor. Sitenizin üniversiteli gençliğimize
bir örnek olmasını gerektiğini düşünüyorum.
Yolunuz açık, Allah yardımcınız olsun aydınlar....
Tarkan Tekten
Rusya Devlet Sosyal Bilimler Üniversitesi
Rus-Türk Eğitim Araştırma Merkezi Müdürü |
| |
Dr.
Osman BAŞ

|
| Türkçe
ile varız; Türkçe kadar varız!
Dil, bir milleti var eden ve onun devalılığını
sağlayan en temel unsurdur.
Bir milletin, dünya üzerinden silinmesini
isteniyor ise işe O milletin dilinden başlandığı herkes
tarafından bilinen bir gerçektir.
Türkçe bize anamızın ak sütü kadar helâldir.
Türkçe Sevdalıları arasında bulunmam benm
için çok önemlidir.
Sizleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda
başarılar diliyorum, üzerime düşecek her konuda her türlü
yardıma hazır olduğumu ifade etmek istiyorum.
Türkçe Bizim ses bayrağımız, namusumuz,
şerefimiz, vatanımız diyenlerle yolumuza devam edeceğiz.
Türkçemiz uluslar arası güçler tarafından
baskı altındadır.
Türkçe Sevdalıları olarak işimiz zordur,
ama bu zorluğu yenme konusunda azimli ve kararlıyız. Yüreğimizdeki
sevda en büyük gücümüzdür.
|
| |
|
|
Milletlerin
ömrü dilleriyle kaimdir… Türkçeye hizmet etmeyi aşk haline
dönüştüren gençlerimizin bu kutsal vazifeyi başarıyla gerçekleştireceklerine
inancımız sonsuz. Gençler, Ata’nın bu vatanı, milleti ve
onlara ait mukaddesleri “Gençliğe Hitâbe” de emanet edebildiği
tek mercidirler. Onları bir şiirimle selâmlıyorum…
TÜRKÇEM
Türkçe sevdalısı gençlerimize
Atamın mirasını bana aktaran
dilim
Onunla hislerimi duyup bildi sevgilim
Ona gelen her darbe düşünceme
gelmiştir.
Yiten kelimelerim an be an tükeniştir.
.......
Ben onunla anlatır, anlarım kâinatı
İfademin zihnimden âzâd oluş ber’atı
Ben onunla tanırım bin bir
çeşit duyguyu
Onunla renklendirir rûyalarım uykuyu
O binlerce şâirin gönlünü
gezer gelir
O ilâhî sırlarla mısralar dizer gelir
Onun sustuğu yerde, susar
yürekler, durur
Çünki kalpten kalbe his aktaran pınar kurur
Çin’den taa Baltık’a dek
gezdim de çok ülke ben
Daha lâtîf tatlı ses duyamadım Türkçeden
……
Başka dil öğrenmeğe aralar kapı dilim
Keşfeden hayret eder mükemmel yapı dilim
Yüzlerce dil öğrensem mantığım
seni arar
Sana sahip çıktıkça milletim dünyada var
Dr. Nazlı Rânâ Gürel
|
|
Bir
millet dilini kaybederse, beraberinde millî şuur, manevî
değerler birikimi, tarih bilincini de kaybeder. Sömürgecilerin
istila ettikleri coğrafyalarda özellikle dil üzerinde
durmaları da bu yüzdendir. Rusların Türkistan’da uyguladıkları
dil politikalarının temelinde de bu ve Konfiçyus’un asırlar
öncesinden söylediği gibi; “Bir ülkeyi ele geçirmek isteyenler
önce dilini ele geçirsinler.” düşüncesi yatmaktadır.
Özdağ’ın
“Aynı büyük milletin mensubu oldukları
idrakine binlerce yıl önce erişmiş;
bunu 1300 yıl önce Orhun Kitabeleri’ne
hâkk’etmiş; 900 yıl önce Kaşgarlı
Mahmut’un kalemiyle anıt-eser Divân-ı
Lugâti’t- Türk’e kaydetmiş;
500 yıl önce Ali Şir Nevâi’nin
diliyle şiirleştirmiş Türk boylarının
Ruslaşmaya karşı blok halinde tesis edebilecekleri
mukavemeti kırmak için, dil birliğini,
edebiyat birliğini bozacak şeytanî nitelikte
barbar politikalar uygulandı.” sözlerinde
ifadesini bulan bir dönemde Gaspıralı
ve takipçileri, ortak dil şiarını
tesise çalışmış ve kısa
süre de olsa başarılı olmuşlardır.
Türkçenin
yine tehdit altında kaldığı bir
dönemde yaşamaktayız. Silahları
patlatmadan kelimelerle dünyamızın alt
üst edildiği zamanımızda Türkçe
Sevdalıları’na çok iş düşmekte.
Size başarılar diliyor ve hocalarınız
olarak her an yanınızda olduğumuzu unutmamanızı
istiyorum.
Yrd. Doç. Dr.
Fatma AÇIK
GÜ. GEF. Türkçe Eğitimi Bölümü
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |




|
|