ÖN
SÖZ
"Dil gramerden değil, gramer
dilden doğar. "
Her dilin kendine özgü yapısı ve kuralları vardır. Bu
yüzden, hangi dilden söz ediyorsak o dili oluşturan insanların
bakış, duyuş ve tavırlarını doğru bir biçimde ortaya koymamız
gerekir. Dolayısıyla, Türkçeye bakış açımız diğer dil
bilgisi kilaplarındakinden farklı olacaktır.
Dil
bilgisi konularını ele alışımız yapıya değil, anlama ve
işleve dayalı olacaktır. Türkçe üzerine yazılan eserlerde,
önemli olan birçok konu ya tam açıklanmamış ya çok soyut
kalmış ya da yanlış bir biçimde ele alınmıştır. Bu durum,
yazılı ve sözlü anlatımlarda birçok sorunla karşı karşıya
kalmamıza yol açmakta ve Türkçe öğretiminde büyük aksaklıklara
sebep olmaktadır. Bu çalışma, hem yetişmekte olan çocuk
ve gençlerde hem de yetişkinlerde görülen birçok yanlış
ve ezber bilgiden yola çıkılarak kaleme alınmıştır.
Yıllardır Türkçe öğreten öğretim üyeleri olarak eksik
ve yanlış bilgilerin kaynağının, eleştiri ve sorgulamadan
uzak, ezberci anlayışlarla yapılan eğitim biçimleri olduğunu
belirlememiz çok zor değil. Önemli olan, bu duruma bir
bütün olarak bakmak ve dil bilgisinin öğretilmesi gereken
yer ve zamana uygun çözümler
ortaya koyabilmektir.
İlköğretimin
ilk basamağında dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerileri
öğretilmeli ve çocuklar kitapların büyülü dünyası ile
tanıştırılmalıdır. Dil bilgisinin yeri, ilköğretimin ikinci
basamağı olan altı, yedi ve sekizinci sınıflardır. Ortaöğretim
basamağı ise, öğrencinin edebiyatla iç içe olacağı dönemdir.
Dil
bilgisi konularının Türkçe öğretimi içindeki önemine birçok
kişi dikkat çekmesine rağmen, konuyla ilgili gerek ilköğretim
Türkçe programında gerekse araştırma düzeyinde yeterli
nicelik ve nitelikte çalışmaların yapılmamış olması ders
kitaplarına da yansımaktadır. Dolayısıyla bizim çalışmamız,
Türkçe öğretmenlerinin yanı sıra Türkçe ders kitabı yazanlara
da yol gösterici olma gibi bir görev üstlenmiştir.
Dil öğretimi belirli bir plana uygun biçimde yapılmalıdır.
Dolayısıyla, dil bilgisini öğretirken de belirli bir sıra
izlenmeli ve Türkçe kitaplarındaki metinler de bunlara
uygun duruma getirilmelidir. Ancak böyle yapılırsa dil
bilgisi, ezber ve sıkıcı bilgiler yığını olmaktan çıkar,
düşünülerek ulaşılabilen ve kolay kavranabilen kalıcı
bilgiler haline dönüşür.
Kitabımızın
ana amacı, işleve dayalı olarak Türkçe öğretmek olduğuna
göre, biz de önemli gördüğümüz bölümlere daha fazla ağırlık
vereceğiz. Örneklerden kurala ulaşmak en doğru yoldur.
Bu sebeple, söylediklerimizi örneklendirerek yaşayan Türkçeyi
doğru betimlemeye çalıştık. Amacımız, yalnızca ses bilgisini
öğretmek değil, aynı zamanda ses bilgisinin nasıl öğretileceğine
dair etkinlik örnekleri vererek Türkçenin eğitimi ve öğretimi
ile ilgilenen herkese kılavuzluk yapmaktır. Böylece, konuyla
ilgilenenlerin düşünce dünyasında yeni kapılar açılacağını
ummaktayız.
Yazarlar